Bakır Nedir - Bakır MadeniBakır (Ing.
copper, Alm. Kupfer, Fr. cuivre), 1B geçiş grubu elementi. Bakıra tarihte ilk
defa Kıbrıs’ta rastlandığından tüm dillerdeki isimlerinin Cyprium kelimesinden
türediği tahmin edilmektedir. Simyacılar tarafından Venüs aynası ile
gösterilmiştir.
Bakırın önemi, başlıca üç nedenden
kaynaklanmaktadır:
Dünya’nın hemen hemen tüm bölgelerinde bulunması nedeniyle
geniş ölçüde üretiminin yapılabilmesi,
Elektriği diğer bütün metaller içinde gümüşten sonra en iyi
ileten metal olması, ve
Endüstriyel önemi yüksek, pirinç, bronz gibi
alaşımlar yapması.
Bakır maden yatakları
Şu şekilde
sınıflandırılmaktadır:
Hidrotermal orijine sahip, emprenye olmuş bakır yatakları.
Bunlara porfir yataklar da denmektedir. 1970 yılı itibarıyla Dünya üretiminin
yaklaşık %50 si bu çeşit yataklardan elde edilmiştir. Bu tip yataklara ABD,
Şili, Peru ve Kanada’da rastlanmaktadır.
Sedimenter yapıdaki maden yatakları. Kalker veya dolomit
mineralleri içinde bulunurlar. Daha ziyade orta Afrika’da rastlanır. Dünya bakır
üretiminin %17 si bu yataklardan sağlanır.
Sıvı magma asıllı maden yatakları. Bakır ile birlikte çoğu zaman
nikel de taşırlar. Bunlara volkanik-sedimenter yataklar da denir. Dünya’nın
birçok ülkesinde, özellikle Kanada, Avustralya ve pek çok Avrupa ülkesinde
rastlanılır.
Bakır mineralleri Bakır endüstriyel öneme sahip pek çok
mineralin önemli bir bileşenidir. Dünya bakır üretiminde kullanılan minerallerin
yaklaşık %50 sini kalkozit (İng. chalcocite) (Cu2S), %25'ini kalkopirit (İng.
chalcopyrite) (CuFeS2), %3'ünü enargit (İng. enargite) (Cu3AsS4), %1'ini diğer
sülfür mineralleri, %6-7 sini nabit (doğal) bakır ve %15'ini de oksit
mineralleri oluşturur.
Kalkopirit Kimyasal formülü CuFeS2 dir. (Açık yazılımı:
Cu2S•Fe2S3). Coğrafi bakımdan en yaygın mineral olup hemen hemen her bakır
cevher yatağında bulunur. Pirinç sarısı renkte, metalik görünüşte ve yeşilimsi
siyah çizgiler halinde kitle şeklinde bulunur. Kalkopiritin, bornit, demirli
kuprit ve pirit ile birlikte diğer sekonder bakır minerallerinin orijinal
yapısını oluşturduğu kabul edilmektedir. Mineralin teorik yapısında %34,6 Cu
olmakla birlikte cevherdeki Cu miktarı %0,5 ve daha aşağıya düşebilmektedir.
Halen Kanada’da %0,06 tenörlü 3x109 ton rezervli bir bakır madeninin ekonomik
olarak çalıştırılması için çalışmalar yapılmaktadır. Doğal olarak, cevherde
bulunan diğer metaller de kıymetlendirilmek suretiyle bu çalışma ekonomik
olabilmektedir.
Malahit Kimyasal formülü CuCO3•Cu(OH)2. En çok rastlanılan bakır
oksit mineralidir. Büyük kitleler halinde bulunduğunda sadece cevher olarak
değil, aynı zamanda yarı mücevher olarak kuyumculukta, süs eşyası imalinde de
kullanılmaktadır. Güzel yeşil bir rengi vardır.
Azurit Kimyasal formülü 2CuCO3•Cu(OH)2. Bazik bir bakır karbonat
olup malahit kadar fazla bulunmaz. Kendine has lacivert renginden dolayı bu
anlama gelen azurit adı verilmiştir.
Bakır İşlemeciliğiBakır ve bakır
işlemeciliği insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. Bakır eşya, bakır ve
çinkonun karışımından elde edilen maddeden işlenir. Gaziantep bakır işlemesinin
özelliği tek parça olmasıdır. Diğer yörelerde üretilen bakır eşyalar parçalar
halinde işlenir. Ev, mutfak ve süs eşyası olarak kullanımı yaygındır.
Bakır NedirBakır insanlık tarihinde ilk
defa Neolitik çağda (İÖ. 8000) kullanılmıştır. Tarih boyunca insanlar, bakırı
günlük yaşamlarında süs eşyası, silah ve el sanatlarında kullanmış olup,
uygarlık ilerledikçe bakıra olan ihtiyaç daha da artmıştır. Günümüzde dünya
tüketimi yıllık 13 milyon tonun üzerine çıkan bakır; demir ve alüminyumla
birlikte en çok kullanılan metallerden biridir. Bugün dünyada üretilen bakırın
önemli bir bölümü elektrik sanayisinde daha düşük oranda da inşaat, ulaşım,
makine ve teçhizatında kullanılmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte
bakırın yerine kullanılabilecek bir çok madde (alüminyum, plastik, fiber optik
gibi malzemeler) ikame etse bile, bakıra duyulan ihtiyaç ve talepte hiçbir
azalma olmamış, bilakis devamlı artma görülmüştür.
Endüstride bakırın vazgeçilmez olmasının nedeni, çok çeşitli
özelliklere sahip olmasıdır. Bakırın en önemli özellikleri arasında yüksek
elektrik ve ısı iletkenliği, aşınmaya karşı direnci, çekilebilme, dövülebilme
özelliği ve antikorozid özelliği sayılabilir. Ayrıca alaşımları çok çeşitli
olup, endüstride değişik amaçlı kullanılmaktadır.
Sonuçta, ekonomik gelişmelere bağlı olarak hayat standardının
sürekli yükseldiği günümüz dünyasında bakıra olan talebin devamlı olarak
artacağı, bazı kullanım alanlarında ikame malzeme bulunsa bile bakırın
güncelliğini daima muhafaza edeceği gerçeği anlaşılmış bulunmaktadır. Gelişmiş
ülkelerde kişi başına yıllık bakır tüketimi 10 kg iken Türkiye’de bu miktar 3
kg’dır. Metal içerikli bakır rezervi dünyada 550.000.000 ton, Türkiye’de ise
yaklaşık 1.700.000 ton olarak tesbit edilmiştir. Türkiye’nin yıllık bakır
tüketimi 200.000 ton civarındadır. Bakır üretimimiz tüketimimizin ancak %20’ni
karşılayabilmektedir. Yıllık blister bakır üretimimiz yaklaşık 35 bin ton
civarındadır. Blister bakır üreten izabe tesislerimizin kurulu kapasitesi (38760
ton/yıl) ihtiyacın çok altındadır. Bu bakımdan blister bakır üretim kapasitesini
arttırmaya yönelik genişletme-yenileme veya yeni yatırımlar teşvik edilmelidir.
Ayrıca yurt içi kaynak yetersizliğine çözüm için işletmeye hazır Siirt-Madenköy
ve Artvin-Cerattepe yatakları en kısa zamanda üretime alınmalıdır.
Dünyada bilinen bakır rezervlerinin 60 yıl kadar talebi
karşılayacak durumda olduğu bilinmektedir. Dünya bakır üretiminin %75’i birincil
kaynaklardan (bakır cevherlerinden) ve %25’i ise ikincil kaynaklardan (hurda,
toz ve atık maddelerden) sağlanmaktadır. Birincil kaynak dünya bakır
rezervlerinin her yıl %1,2 ‘si tüketilirken, Türkiye’de bu oranın %4,4 olduğu
görülmektedir. Bu da Türkiye bakır rezervlerinin 21. yüzyılın ilk çeyreğinde
tükeneceğini göstermektedir.
BAKIR YATAKLARI İşletilebilen önemli bakır
yataklarını sedimanter tip bakır yatakları, porfiri tip bakır yatakları ve masif
sülfit yataklar olmak üzere 3 ana gruba ayırabiliriz. Dünya bakır üretiminin %
60’ı porfiri, % 25’i sedimanter % 15’i volkanik masif sülfid ve diğer
yataklardan elde edilmektedir.
TÜRKİYE BAKIR KUŞAKLARIAlp orojenez
kuşağında yer alan Türkiye’de etüd edilen 650 bakır zuhuru 4 ana metalojenik
provens içerisinde görülür
1. Makedonya-Balkanlardan gelerek Istranca’dan sonra
Karadenizden geçerek Sinop yakınlarından itibaren Doğu Karadeniz boyunca devam
eden Kafkaslar ve İran üzerinden Himalayalara doğru uzanan kuşaktır. Bu kuşakta
porfiri bakır yatakları ve Kuroko tipi masif sülfid yatakları yaygındır. Bu
kuşak üzerinde Dereköy-Kırklareli, Bakırçay (Merzifon), Güzelyayla, Maçka,
Ulutaş-İspir ve Ballıca-Yusufeli-(Artvin) porfiri bakır yatakları bulunmaktadır.
Bunların ortalama bakır tenörleri Balkanlardaki porfiri bakır yataklarına göre
düşüktür. Ayrıca Espiye-Lahanos, Çayeli, Kutlular, Murgul ve Cerattepe volkanik
masif sülfid yatakları bu kuşak üzerinde bulunmaktadır.
2. Kıbrıs üzerinden gelerek İskenderun – Hakkari arasında devam
eden ve daha sonra İran’a geçen Güneydoğu Anadolu Ofiyolit Kuşağı içerisinde ise
Kıbrıs tipi bakır yatakları bulunmaktadır. Ergani bakır ve Siirt-Madenköy bakır
yatakları bu kuşağın önemli cevherleşmeleridir.
3. Üçüncü metalojenik provens ise yine Kıbrıs tipi yatakların
yer aldığı Batı Karadeniz Bölgesindeki Küre Bakır yatağıdır.
4. Asitik plütonizmaya bağlı hidrotermal damar ve
kontakmetasomatik bakır-kurşun-çinko yataklarının bulunduğu Kuzeybatı Anadolu
Bölgesi ise dördüncü metalojenik provensi oluşturur.
Dünya bakır tüketiminin büyük bir bölümünü karşılayan porfiri
bakır yataklarını içerisinde barındıran kalkalkalen asidik magmatik kayaçlar
ülkemizde yaygın olarak mostra vermektedir. Ancak Türkiye’de şu ana kadar
belirlenen porfiri bakır yataklarının günümüz koşullarında işletilebilecek
rezerv ve tenöre sahip olmadıkları görülmektedir. Kırklareli – Dereköy porfiri
bakır yatagı ülkemizdeki fizibilite çalışmaları tamamlanmış bu tipteki tek
yataktır.
Birinci metalojenik kuşak üzerinde gerek MTA Genel Müdürlüğü
gerekse özel sektör tarafından porfiri bakıra yönelik bir çok çalışma
yapılmıştır. İki ve dördüncü bakır kuşağı olarak tanımlanan Dogu Toros ve Batı
Anadolu’da porfiri bakır yataklarını barındıracak kayaçlar yaygın olarak mostra
vermektedir. Son yıllarda MTA Genel Müdürlüğü ve özel sektörün çalışmaları ile
bu sahalarda porfiri ve benzeri bakır oluşumları belirlenmiştir. Güneydoğu
Anadolu’da son 20 yılda terör olayları sebebi ile madenciliğe yönelik
çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Dünya bakır üretiminde ikinci büyük paya
sahip olan sedimanter bakır yataklarına ülkemizden örnek gösterilebilecek
potansiyel alanlar ise Çorum-Çankırı illerindeki zuhurlar ile Hazro (Diyarbakır)
zuhurdur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder