29 Kasım 2017 Çarşamba

Nasır Doğal Yollarla Nasıl Tedavi Edilir?

Nasırlar: Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Öncelikle nasırlar, vücudumuzun basınç halinde olan alanlarında veya sürekli sürtünme olan bölgelerinde oluşan ve vücuda ciddi bir rahatsızlık veren bir olgudur. Özellikle yanlış ayakkabı kullanmak bunun bir sonucu olabilmektedir. Nasırlar, ellerimizde de görülebilir. Sadece ayaklara has bir rahatsızlık değildir. Eğer uzun süre bir iş yaparken aynı elinizi kullanmak zorunda kalırsanız, ellerinizde de nasır çıktığını göreceksiniz. Ancak ayaklarda çıkan türleri, el ve diğer bölgelerde görülen türlerinden çok daha acı verici, vücudu çok daha rahatsız edicidir. Çünkü yürümenizi dahi engelleyebilirler. Bu sorunlar kullandığınız ayakkabılardan dolayı da gerçekleşebilir.

Öncelikle ”derinin belirli sebeplerden ötürü kalınlaşması” ile nasır arasındaki farkı kavramamız gerekmektedir. İkincisi, sertleştirilmiş keratin merkezi çekirdeği ile kornea topaklar üzerine baskı yapıldığında çok acı vermektedir. Bu rahatsız edici sorunlar genellikle vücudun ayak tabanında veya ayak tabanının eklem bölgelerinde görülmektedir. Nasırlar bazen büyük boyutta olabilmektedir (bunlar yaklaşık olarak 2.5 cm uzunluğunda olabilir), ölü deri üzerinde kalın bir tabaka oluştururlar. Genellikle de ayak başparmağı ya da topukların alt kısımlarında görülmektedirler. Evde, basit bir şekilde hazırlayabileceğiniz ilaçlarla tedavi edebilmeniz mümkündür.

Nasır İçin Doğal İlaçlar

Banyodan sonra, vücudunuzun nasır oluşan bölgelerini, yavaşça ponza yaşı ile ovun. Bu taş ile ovmadan önce vücudunuz, temiz ve kuru olmak zorundadır. Ardından bir çiğ soğan alın ve bıçak yardımı ile ortadan ikiye ayırın. Daha sonra kestiğiniz bu soğan ile nasır bölgelerini ovabilirsiniz. Son olarak ise, bu faaliyetleri uyguladığınız bölgelere birkaç damla arnika yağı dökün.
Sarımsak karanfili ile zeytinyağını iyice karıştırın. Hazırladığınız bu karışımı nasır oluşan yerlere uygulayın. Bu uygulama, cildi daha yumuşak bir hale getirecektir ve ayrıca nasırın da küçülmesine yardımcı olacaktır. Bu hazırladığınız karışımı nasır oluşan yere uyguladıktan sonra bir bez ile sarın ve gece boyunca bekletin.
5 ya da 6 adet aspirin hapını ezerek bir çorba kaşığı limon suyu ile karıştırın ve birazcık da su ekleyin. Hazırladığınız bu karışımı nasır üzerine uygulayın, 10 dakika boyunca sıcak bir havlu ile bu bölgeyi sarın. Sağladığınız sıcaklık, karışımın vücudunuza nüfuz etmesini sağlayacak, cildinizi daha pürüzsüz ve sorunsuz bir hale getirecektir. Bu uygulamanın ardından nasır oluşan, yani tedaviyi uyguladığınız bölgeyi bir ponza taşı ile ovun. bu sayede bölgedeki ölü derilerden kolayca kurtulacaksınız.

Pırasa yapraklarını şarap sirkesi ile yaklaşık 24 saat boyunca ıslatın. 20 dakika boyunca nasır oluşan bölgeye uygulayın. Ardından kullandığınız yaprakları uygun bir araç kullanarak dikkatli bir şekilde çıkarın ve o bölgeyi alkol ile dezenfekte edin.
Kadife çiçeği yaprakları içeren bir merhem kullanarak nasır oluşan yerleri birkaç defa ovabilirsiniz. Böylece hastalıklı bölge iyileşecek ve çok daha yumuşak bir hale gelecektir. Çünkü kullanılan bu maddenin enflamatuvar etkisi vardır.
Bir litre suya dört damla papatya yağı ekleyin. Ardından hazırladığınız bu karışımı ayaklarınızda nasır oluşan bölgelere, yaklaşık 10 dakika boyunca uygulayın. Kullandığınız su sıcak olmalıdır. Su serinleyene kadar ayaklarınızı bu karışım içinde bekletin. Daha sonra nasır oluşan bölgeye vazelin ile bir tabaka oluşturun. Ve son olarak pamuklu bir çorap giyerek bu bölgeyi kapatın.
Elma sirkesi ile ekmek kırıntılarını ıslatın. İki gün boyunca bekletin. Hazırladığınız karışımı ayaklarınızda, nasır oluşan bölgeye uygulayın. Mendili bir bandaj olarak kullanabilirsiniz. Bu uygulamaları yapmadan önce, nasırı yumuşatmak için ayaklarınızı ılık, su dolu bir kapta belirli bir süre bekletin. Böylelikle nasır, çok daha kolay ortadan kaybolacaktır. Ardından yukarıda bahsettiğimiz tedavi yöntemini uygulayabilirsiniz.

Taze bir inciri alın ve onu kesin. Ardından onu hamurundan kurtarın. Sonra bu inciri nasır oluşan bölgeye uygulayın. Gazlı bez veya pamuklu bir çubukla ayağınızı sarın. Bu işlemi uyumadan önce yapabilirsiniz. Sabah olduğunda ise, bu karışımı ılık su kullanarak uyguladığınız bölgeden çıkarın. Bu işlemi tamamladıktan sonra yarım saat boyunca bekleyin ve ardından bir ponza taşı ile bu bölgeyi ovun. Ölü deriler kolayca nasırlı bölgeyi terk edecek ve nasır ortadan kalkacaktır.
40 gram ıspanak yaprağını yıkadıktan sonra doğrayın. Lapa oluncaya dek yaprakları birbiri ile karıştırın. Ardından nasırlı bölgeye uygulayın. Sonra bu bölgeyi, bandaj veya gazlı bez kullanarak kapatın. 20 dakika boyunca bekletin ve çıkarın. Bu işlemi arka arkaya birkaç gün boyunca tekrarlayın (yaklaşık bir hafta), ta ki nasırlı bölgenin yumuşadığını hissedinceye dek.
Bir avuç pırasa yaprağını yıkadıktan sonra macun kıvamına gelene kadar doğrayıp karıştırın ve bir çorba kaşığı elma sirkesi ekleyin. Ardından hazırladığınız bu karışımı nasırlı bölgeye veya vücutta kuru kalan bölgelere uygulayın. Bir süre bekletin ve kuruduktan sonra bir ponza taşı kullanarak ölü derilerin atılmasını sağlayın.
Ayaklarınızı 10 dakika boyunca ılık suda bekletin (su soğuyana kadar). Bir çorba kaşığı karbonat ile suyu karıştırın. Macun kıvamına gelene kadar iyice karıştırın. Ayaklarınız hala hafif derecede ıslak iken bu karışımı nasırlı bölgenize uygulayın. Ardından kuruması için bekleyin. Daha sonra bir ponza taşı ile ölü derileri kaldırmak için ayaklarınızı ovun.

Bir adet ananası soyun ve bir dilimini nasırın oluştuğu bölgeye koyun. Pürüzsüz kısmı ile cildinize temas ettirin. Ardından bir bandaj yardımı ile o bölgeyi sarın. Bütün gece boyunca bekletin. Sabah kalktığınızda ise ayaklarınızı 10 dakika boyunca ıslatın. Bu işlemi birkaç kez tekrar edin, ta ki nasırınız kolayca kalkacak yumuşaklığa gelene kadar. Bunun için, yaklaşık dört kez bu uygulamayı tekrar etmeniz gerekecektir.
Bir çorba kaşığı elma sirkesi ile 1/8 fincan yağı karıştırın. Hazırladığınız bu karışımı, kuvvetli bir şekilde nasır oluşan bölgeye uygulayın. Ardından bir ponza taşı kullanarak bu bölgeyi ovun. En son badem yağı ile aynı bölgeye belirli bir süre boyunca masaj uygulayın.
İki hafta boyunca nasır üzerine hint yağı sürün. Üzerine limon kabuğu ve bir adet çiğ domates dilimi koyun. Bu bölgeyi bir bandaj yardımı ile kapatın. Kullandığınız domates suyu, sert dokuları çok daha yumuşak bir hale getirecektir.
Bir adet sarımsak karanfili ile bir kaşık sarmaşık bitkisini, ikisinin de suyu çıkana kadar iyice karıştırın. Bir gazlı bezi ıslatıp bu karışımı bez üzerine sürerek de uygulayabilirsiniz. Ya da karışımı nasır oluşan bölge üzerine direkt de uygulayabilirsiniz. Bu işlemden sonra karışımı uyguladığınız bölgeyi, bir bez yardımı ile örtün ve gece boyunca bekletin. Cildiniz yeterince yumuşayana kadar bu tedaviyi her gün tekrarlayın.
Birkaç buket ısırgan otu çiçeği ile birazcık da saplarından alıp iyice yıkayın. Macun kıvamına gelene kadar ısırgan otu çiçekleri ile saplarını birbirine karıştırın. İşinizi daha çok kolaylaştırmak için bu karışıma biraz su ekleyin ve karıştırırken bir mikser kullanın. Bir başka ilginç yöntem ise kadife çiçeğidir.

18 Ekim 2017 Çarşamba

Sağ Ve Sol Beynin Özellikleri Nelerdir?

Beynin yapısı ve fonksiyonlarını öğrenmek üzere son yıllarda yoğun araştırma ve çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalar ve deneyler, beynin iki tarafının farklı düşünme davranışlarından sorumlu olduğunu, iki farklı düşünme tarzını kontrol ettiğini göstermiştir.

Sonuçlar; her birimizin, birini diğerine tercih ettiğini ortaya koymaktadır. Bir tarafı baskın kullanma eğilimi olan kişilerin diğer taraf fonksiyonlarında yetersiz olabildikleri bilinmektedir.

Aşağıdaki listede, sol beyin ve sağ beyin loblarının düşünce tarzları arasındaki bilinen bazı özellikleri ve farklar verilmiştir.

Sol Beyin Lobu:
1. Sözel: İsimlendirmek, tasvir etmek ve tanımlamak için kelimeler kullanır.

2. Analitik: Şeyleri basamak basamak ve parça parça düşünür.

3. Sembolik: Herhangi bir şeyi ifade ederken sembol kullanır. (örnek: göz için Ø sembolü, toplama İçin +sembolü kullanır).

4. Soyut: Küçük bir parça bilgi çıkarabilir ve onu, tüm resmi tamamlamak için kullanır.

5. Geçici: Zamanı takip etme, ardışık işlemleri takip etme, önceliklere göre yapmak.

6. Rasyonel (akılcı-gerçekçi): sebep ve olgulara dayanarak sonuca varır, yargıya ulaşır.

7. Sayısal: Sayıları kullanarak sayar ve hesaplama yapar.

8. Mantıksal: Mantığa dayanarak sonuçlara ulaşır, bir şey mantıksal sırada diğerini takip eder. Örn. Matematik teoremleri veya iyi düzenlemiş, hazırlanmış tartışma.

9. Doğrusal: Doğrudan birbiriyle ilişkili fikirlere ait kavram-larla düşünür, sık sık yaklaşık yargılara ulaşır.

Sağ beyin lobu:
1. Somut: Dokunup hissedebileceği şeylerle ilgilenir.

2. Geçici olmayan: Zamansızlık duygusu.

3. Analog (benzer / örneksel): “Mantıksız”, şeyler arasındaki ilişkileri görür, metaforik ilişkileri anlar.

4. Sezgisel: Sık sık tamam olmayan kalıplar, sezgiler, hisler ve görsel imajlara dayalı anlayış sıçramaları yapar.

5. Uzamsal / Uzaysal: Şeylerin arasındaki ilişkileri ve parçaların nasıl bir araya gelerek bütünü oluşturduğunu görür, anlar.

6. Suni / Yapay (Synthetic): Bütünü oluşturmak için parçaları bir araya getirir.

7. Sözel değildir: Şeylerin farkındadır, fakat kelimeler ara-sındaki ilişkilerde zayıftır.

8. Bütünsel: Şeyleri bütünlüğüyle görür, tüm şablon ve ya-pısını anlar, sıksık birbirinden uzak çıkarımlarda bulunur.

9. Rasyonel (akılcı-gerçekçi) değildir: Sebep yada olguların esasına, temeline gerek duymaz, hüküm çıkarmayı askıya alma isteği içindedir. (hemen yargıya varmaz).

Beynimizin sağ ve sol tarafı bilgiyi farklı şekilde işler. Genelde her birey beyninin bir tarafını ağırlıklı olarak kullanır fakat düşünme ve öğrenme işlemleri her iki tarafta dengeli olarak kullanıldığında gerçek verimine ulaşır. Bunun anlamı daha az kullanılan tarafın güçlendirilmesi gerektiğidir. Aşağıdaki listede sağ veya sol beyin ile yapılan işlemler gösterilmiştir. Bu bilgilere bakarak beyninizin hangi tarafını ağırlıklı olarak kullandığınızı ve daha az kullandığınız tarafı nasıl güçlendirebileceğinizi bulabilirsiniz.

Pratik Sağlık Bilgileri

Ayak burkulması;

Günlük hayatta çok fazla olur burkulmalar. Böyle durumlarda bölgeyi soğutmak gereklidir. Siz de bir havlu içersine bir miktar buz koyun ve sarın, bununla bölgeye soğuk kompres uygulayın. Bu sayede olabilecek şişkinlikler önlenir ve ağrıyı da alır.

Baş Ağrısı;

Bir tane kuru soğanın kabuklarını soyduktan sonra ince ince doğrayıp temiz bir tülbente sarın. Ensenizde yirmi dakika bekletin sonra sıcak havluyu ensenize sarın. Soğanın kokusu o şiddetli baş ağrısından daha iyidir, en azından dayanılır.

Bazen de başınızın ağrıyacağını önceden hissedersiniz ya, işte o zamanlarda ayaklarınızı sıcak suyla doldurduğunuz kovada bekletin, bekleme süresinde ağrının geçtiğini fark edeceksiniz. Ayrıca bir dal taze naneyi bir bardak kaynamış suda bekletin ve sıcak sıcak için, nanenin rahatlatıcı etkisini hemen hissedebilirsiniz.

Kabızlık;

Günlük hayatın stresleri ya da hareketsizlik ve yediklerinizle ilgili olarak sindirim sorunları yaşıyorsanız çiğ tüketilen hardalın faydası olabilir. Ayrıca zeytinyağlı pırasa da sindirim sorunlarını çözümleyebilir.

Kilo kontrolü;

Kan şekeriniz sık sık düşüyorsa, ana öğünler arasında açlık hissettiğiniz de bir kaç tane kuru erik kan şekeri düzeyinizi yükseltir ancak kalori değeri yüksektir bu yüzden fazla tüketmemeye gayret etmelisiniz.

Bazen de yemekler aşırı tüketilir, vücudunuzun ihtiyacından fazlası yenir. Yemeklerden önce yediğiniz bir elma hem sindirimi çalıştırır hem de iştahınızı kapatabilir, fazla yememiş olursunuz.

Öksürük;

Öksürük özellikle çocuklarda ve soğuk algınlıklarıyla birlikte başlayıp uzun süre geçmeyebiliyor. Özellikle gece uyutmadığından şikayet edilir. Öyleyse; iki kaşık limon suyunu bir litre kaynar suya katın, sonra süzme bal ekleyip kıvamı şerbet gibi olana kadar karıştırın. Bu karışımdan her sabah bir ya da iki kaşık için.

Soğuk algınlığı;

Nezle ve gripten korunmak için C vitamini alımı çok önemlidir. Günlük olarak vücudun ihtiyaç duyduğu C vitamini, kuşburnu çayı ile karşılanabilir, yalnız bitkisel çayların her zaman taze ve usulüne uygun demlenmesi gerekir kaynatmak genel olarak önerilmiyor. Kuşburnu meyvesini ince ince kıydıktan sonra bir bardak suya iki tatlı kaşığı katarak on dakika demlenmeye bırakın, süzerek sıcak olarak tüketin.

Not: Burada sunduğumuz doğal öneriler her durumdaki şikayetler için yeterli olmayabilir. Şiddetli sağlık sorunları varsa mutlaka bir uzman yardımı almalısınız.

Sağlıkla İlgili Bilinmesi Gerekenler

* Hapşırmayı engellemeye çalışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini 
* Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini
* Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu
* Her 25 kişiden 1’i astım hastasıdır.

Avuç içinize bakın : Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.

Beliniz kalın mı? : Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.

Dişlerinizi fırçalayın : Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

Görünüş : Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

Gözler : Aynada gözlerinizden birine bakın. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

Hafıza kontrolü : Bir tepsinin üstüne rastgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer’le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

Kas kontrolü : Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa,kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

Nabız kontrolü : Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

Nefeslerinizi sayın: Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

Parmak uzunluğu : İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.

Tırnak: Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik yada; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.

Tuvalet sıklığı : Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.

Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini
1 saat süreyle kulaklıkla bir şey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını
* İnsan doğduktan bir kaç gün sonraya kadar hiç bir şey duymayacak kadar sağırdır.
* Tırnaklarımız bir yılda 3 75 metre kadar uzar.
* Vücudumuzda bulunan yağla 7 iri sabun kalıbı yapabiliriz.


Ağrınızı Hafifletmek İçin Sıcak Su

SICAK SU Ağrınızı hafifletmek için sıcak su dlu şişeyi bir havluya sarıp ağrıyan kulağınıza birkaç dakika hafifçe bastırabilirsiniz. 

ZENCEFİL Zencefil hem anti-inflamatuar etkisiyle iltihabı tedavi eder hem de doğal bir ağrı kesicidir. Zencefilin suyunu sıkıp kulağınıza damlatarak kulak ağrısını tedavi edebilirsiniz. Ya da bir çay kaşığı rendelenmiş zencefili 2 kaşık zeytinyağıyla karıştırıp 5-10 dakika beklettikten sonra ağrıyan kulağınıza birkaç damla damlatabilirsiniz.

Nane Kulak Ağrısına İyi Gelir

Nane yaprağı ve nane yağı kulak ağrısını hafifletici etkiye sahiptir. Taze nane yaprağından çıkardığınız sudan birkaç damla ağrıyan kulağınıza damlatın. Veya kulağk deliğinizin içine değil etrafına pamuklu bir bez yardımıyla uygulayabilirsiniz. Kulağınızın içine kaçırmamaya dikkat edin!

Sarımsağı Kaynatmanın Faydaları

Sarımsağı kaynatıp suyu ile de bakın neler yapılıyor. Galerimizden inanılmaz faydalı bilgiler öğreneceksiniz.

Daha çok küçük çocuklarda görülen kulak ağrısı genellikle orta kulakta sıvı birikmesinden ve enfeksiyonlardan kaynaklanır. Peki oldukça huzursuz eden kulak ağrısına ne iyi gelir? 

SARIMSAK Kulak iltihabına bağlı kulak ağrıları doğal antibiyotik ve analjezik olan sarımsak sayesinde hafifletilebilir. 2 kaşık susam yağıyla 1 kaşık ezilmiş sarımsağı pişirin. Soğuyunca yağı süzerek kulağınıza 2-3 damla damlatın.

10 Ekim 2017 Salı

Üzüm'ün Faydaları

Bir kilogram üzümün, içerdiği besin değerleri açısından, 1.150 litre süte, 390 gram ete veya 1.2 kilogram patatese eşdeğerdir.

  • Güçlü bir antioksidan olan üzüm kansere karşı koruyucudur. 
  • Vücuda ve beyne enerji ve kuvvet verir. 
  • Yorgunluğu giderir. 
  • İyileşmeyi hızlandırır. 
  • Unutkanlığa karşı faydalıdır. 
  • Sinirleri yatıştırır. 
  • Hazmı kolaylaştırır ve kabızlığı giderir. 
  • Böbrekleri çalıştırarak vücuttaki zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. 
  • Kanı ve vücudu temizler. 
  • Bulantıları önler. 
  • Karaciğer ve dalak hastalıklarına, romatizma ve gastrit şikayetlerine karşı etkilidir. 
  • Kan yapıcı bir besin olan üzüm kansızlara iyi gelir. Yüksek tansiyonu düşürür. Böbrek kumlarının ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Cildi güzelleştirir. Kuru üzüm ise damar sertliği ve yüksek tansiyona karşı faydalıdır.

Üzümü yerken ara ara çekirdeklerini de çiğnemek çok faydalıdır. Üzüm çekirdeği dişlerinizin arasında ezilirken, içerdiği OPC-kompleksi de açığa çıkacaktır. Bu OPC-kompleksinin öylesine güçlü antioksidan özelliği vardır ki bugüne kadar araştırılmış ve incelenmiş hiçbir meyvede ve çekirdeklerinde bu özellikte ve güçte antioksidan yoktur. Üzümün kendisinde de OPC vardır. 

Ancak, çekirdekleri çok daha güçlü olan OPC-kompleksi içerir. Üzümün çekirdeklerini dişlerinize zarar vermeyecek şekilde dikkatlice çiğnemeniz gerekir. Bu çekirdekte bulunan OPC-kompleksi, özellikle yıllar içerisinde kırılganlaşan kılcal damarların esneklik kazanmasında ve kan sirkülasyonunda önemli bir takviyedir. 

Cilt hücrelerine oksijen ulaşımını hızlandırma ve cilde tazelik verme özelliği de vardır. Kalp damarlarının içten yağ bağlamasında da önleyici gücü mevcuttur.

VİŞNE FAYDALARINA SİZ DE ŞAŞIRACAKSINIZ

İlkbahar ayları geldikçe, ağaçların çiçekleri açar ve meyveler çıkmaya başlar. Pazarda, manavda birçok meyveyi aynı anda görmek mümkündür. Vişne, kiraz, erik, dut gibi meyveler pazar tezgahlarını süslemeye başlar. Bolca bulunan bu meyveleri çocuktan büyüğe birçok kişi severek tüketir.

Latince adı Prunus cerasus olan vişne, ilkbaharda çıkan meyveler arasındadır. Kiraza çok benzer. Fakat kirazdan farkı tadının hafif mayhoş ve ekşi olmasıdır. Bu yüzden genellikle taze olarak tüketilmez. Meyve suyu, reçel yada marmelat yapımında sıkça kullanılır. Hele ki yaz aylarında sıcak havalarda buz gibi meyve suyu herkes tarafından tüketilir. Hem ferahlık verir hem de serinletici özelliği vardır.

VİŞNE FAYDALARINA SİZ DE ŞAŞIRACAKSINIZ

Bu şifalı meyve, latince adının cerasus olmasından dolayı çok eski zamanlarda kerasus olarak da anılırdı. Tabii yörelere göre farklı isimler ile adlandırılabilir. Sağlık için faydaları da oldukça fazladır. 

İşte vişne faydalarından bazıları:

  • Yaşlanma karşıtı bir meyvedir. Anti ageing özelliği vardır. Genç kalmanın sırları bu şifalı meyvede saklıdır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Göz için de büyük fayda sağlar.
  • İyi bir A ve C vitamini kaynağıdır.
  • Kalsiyum, demir ve fosfor gibi mineralleri içerir.
  • Kabakulak, su çiçeği ve kızamık gibi hastalıklara yakalanma riskini de azaltır.
  • Sinir sistemini de düzenleyici etkisi vardır.
  • Kalp dostudur, kalp sağlığı için büyük fayda sağlar.
  • Kansere karşı da koruma sağlar. Özellikle prostat ve kolon kanserine karşı koruma sağlar.
  • Saçlarınızın dökülmesinden mi yakınıyorsunuz? Bu leziz meyve saçların dökülmesini de engeller.
  • Uykusuzluğa karşı da faydalıdır.
  • İyi bir antioksidandır.
  • Sindirim sistemine de fayda sağlar. Kabızlık sorununu giderici etkisi vardır.
  • Kanser hücrelerinin büyümesini engeller.
  • Bakterilerden ve mantarlardan korur.
  • Grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı da önleyici etkisi vardır.
  • Boşaltım sistemine de fayda sağlar. Bağırsakları hastalıklara karşı korur.
  • vişneGöz yapısını, görme sistemine de faydalıdır.
  • Kolesterolü düzenleyici etki yapar.
  • Parkinson hastalığına karşı da koruma sağlar.
  • Beyin ve sinir sistemi için oldukça yararlıdır. Beyin fonksiyonlarını geliştirir.
  • Beyine fayda sağlaması sebebiyle alzheimer hastalığına karşı da koruma sağlar. Unutkanlığa karşı etkilidir.
  • Damar sertleşmesine karşı da yarar sağlar.
  • Depresyona, strese karşı da faydalıdır.
  • Lif içeriği yüksektir.
  • Kalp atışlarını düzenler, kalp hastalıklarına karşı korur. Bunun sonucunda kalp krizi riskini de azaltır.

VİŞNE SUYUNUN FAYDALARI NELERDİR?

Bu leziz meyvenin taze tüketiminin yanında vişne suyu olarak tüketilmesi de büyük fayda sağlar. 

İşte vişne suyunun faydaları:

  • Ferahlık ve serinlik sağlar.
  • Ürik asit seviyesini azaltır.
  • Bağırsakları yumuşatıcı özelliği vardır.
  • Vişne gut hastalığına yakalanma riskini azaltır.
  • Cildi nemlendirir, vücudu toksinlerden arındırır.
  • Yüksek demir içeriği nedeniyle anemi yani kansızlık sorununa karşı da faydalıdır.
  • Vücut ağrılarını geçirir, iltihaplara karşı da fayda sağlar.
  • Anti kanserojen özelliği vardır.
  • Kolon kanseri ve mide kanserine karşı koruma sağlar.
  • Diyabete karşı da korur.

VİŞNENİN KULLANIM ALANLARI

Bu leziz ve şifalı bitki, meyve suyu sektöründe kullanılabilir. Ayrıca reçel olarak da tüketilebilir. Tatlıların ve pastaların içinde de taze meyve olarak kullanılabilir.

Yoğurdun Faydaları

Yoğurdun faydaları arasında ilk akla gelen kemik sağlığı için önemli kalsiyum minerali bakımından zengin olması ancak yoğurdun faydası sadece bu değil. Sindirimi düzenlemekten, vitamin ve minerallere, kilo vermeye yardımcı olmaktan kan basıncının düzenlenmesine kadar pek çok faydası bulunuyor.

Tabii her yoğurt birbirinin aynı değil. Beslenme uzmanlarının önerisi organik ve yağsız yoğurtların tüketilmesi yönünde.

Özellikle grip ve soğuk algınlığının yaygın olduğu kış aylarında düzenli olarak yoğurt tüketmek bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve bu tip hastalıklara karşı vücudun direncini arttırıyor.

Yoğurdun Sağlığa Faydaları

Osteoporoz: Kemik dokusunun içinde anormal derecede boşluklara neden olan osteoporozun önlenmesi ve tedavisi sürecinde beslenme önemli bir rol oynamaktadır.

Kalsiyum bakımından zengin yoğurt, kemik yoğunluğunun korunmasında ve hastalığın gelişiminin yavaşlatılmasında tüketilmesi önerilen gıdalar arasında ilk sıralarda gelmektedir.

Kemik sağlığını korumak ve kemikle ilgili hastalıklara önlem almak için önerilen günlük kalsiyum miktarı 1000-1300 mg arasındadır. Bu miktarı yağsız organik yoğurt, yağsız peynir çeşitleri, beyaz fasulye, kale, brokoli ve yağsız süt gibi gıdalardan alabilirsiniz.

Hipertansiyon: Kan basıncının normalden yüksek olması durumu olan hipertansiyon çoğunlukla hiç bir belirtiye yol açmaz ve zaman için damarları tahrip ederek kalp ve damar hastalıklarının önünü açar.

Sık sık tansiyon ölçümü yaptırmak tansiyonu kontrol altında tutmak adına önemlidir.

Amerikan Kalp Derneği’nin 2100 kişiyle yaptığı ve 15 yıl süren çalışmaya göre, düzenli olarak yağsız yoğurt yiyenlerin yemeyenlere göre yüksek tansiyona yakalanma riski %30 daha az. Araştırmaya katılanların günlük olarak tükettiği yoğurt miktarı yarım kase (yaklaşık 100gr) yağsız yoğurt.

Sindirim: Bağırsaklarda bulunan ve tüketilen gıdaların sindirimi sırasında kullanılan “iyi bakteriler”in sayısı azaldığında kabızlık gibi sindirim sorunları görülür.

Bu bakterilerin temel görevi gıdaların parçalanmasıdır. Yoğurt bu iyi bakterileri içerir ve bu özelliği ile kabızlığa karşı koruma sağlar, sindirimi kolaylaştırır.

Ancak sindirime yardımcı olan bakteriler her yoğurtta aynı miktarda bulunmaz. Eğer yoğurdu sindirimi düzenleme amaçlı tüketecekseniz bağırsak mikroflorası için faydalı mikroorganizmaları içeren ve bu amaçla üretilen “probiyotik yoğurt” satın alın.

Kolon Kanseri: Yoğurdun sindirimi kolaylaştıran etkisi kolon kanserine karşı koruma amaçlı olarak önerilen gıdalar arasında yer almasını sağlıyor.

Düzenli olarak yoğurt yemek kabızlığı önlerken bu bölgede kanserin önünü açan zararlı patojenlerin birikmesini engelliyor. Bu konuda 45,241 kişi (14,178 erkek; 31,063 kadın) ile yapılan araştırmada günlük yoğurt tüketiminin özellikle erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı tespit edilmiş.

Ancak yoğurdun kolon kanserinden korunmaya etkisi üzerine daha çok sayıda bilimsel araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Ülseratif Kolit: Bir bağışıklık sistemi hastalığı olarak kabul edilen ve kesin bir tedavisi bulunmayan ülseratif kolitin en sık görülen belirtisi uzun süre devam eden ve zaman zaman kanlı olarak görülen ishaldir.

Ülseratif kolitin yol açtığı rahatsızlıkların hafifletilmesi ve iltihabın azaltılması için genellikle antibiyotikler kullanılır. İlerleyen durumlarda cerrahi müdahale düşünülebilir.

Yoğurt ülseratif kolit hastalarında sindirimin düzenlenmesi ve kullanılan antibiyotikler nedeniyle sindirime yardımcı olan bakterilerin sayısını arttırmak için önerilen gıdalar arasındadır.

Enfeksiyonlar: Yoğurt, enfeksiyonel hastalıklara karşı vücudun direncini arttırarak özellikle kış aylarında sık görülen gribe yakalanma riskini düşürür. Bu konuda yapılan bir çalışmaya göre düzenli olarak yoğurt yemek hastalık (grip) sürecini %20 oranında kısaltıyor.

Yoğurt aynı zamanda bağırsak, vajinal ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı da koruma sağlıyor.

Diyabet: Diyabet diyetinde tüketilen karbonhidrat miktarının dikkatli izlenmesi ve karbonhidrat içeren gıdaların mümkün olduğunca az tüketilmesi önemlidir.

Protein bakımından zengin olan ve diğer pek çok atıştırmalığa göre çok daha az miktarda karbonhidrat içeren yoğurt gün içinde daha az karbonhidrat tüketmenize yardımcı olabilir. Tabii her yoğurt aynı değildir.

Bu nedenle yoğurt seçerken az yağlı olmasına, organik olmasına ve şeker içermemesine dikkat edin. Bu bilgileri ambalajın üzerindeki “içindekiler” veya “besin değeri” bölümünde bulabilirsiniz.

Yoğurdun Diğer Faydaları

Kilo Kontrolü: Yoğurt yüksek kalorili atıştırmalıklara oranla daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Ayrıca yüksek mineral ve vitamin içeriğiyle besin değeri yüksektir.

Yoğurdun kilo vermeye etkisi üzerine Tennessee Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, diyet yaparken atıştırmalık olarak yağsız yoğurt yiyenler hiç atıştırmalık yemeyenlere oranla %22 daha fazla kilo veriyor ve bel bölgesindeki yağları %81 oranında daha fazla yakıyor.

Bunun nedeni kendinizi aç bırakmayıp yoğurt yediğinizde az kaloriyle metabolizma hızının düşmesini önlemeniz. Ayrıca açlığın neden olduğu halsizlikten bu şekilde korunabilirsiniz.

Vitamin ve Mineraller: Kemik sağlığı için kritik öneme sahip kalsiyum ve potasyum bakımından zengin olan yoğurt ayrıca sinir sisteminin normal fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olan B12 vitamini içermektedir. 200 gram yoğurt kadınlarda günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık %60’ını tek başına karşılar.

Menopoz: Yoğurt menopoz döneminde görülen terlemeleri azaltmak için tavsiye edilmektedir. Yine bu dönemde görülen kemikle ilgili problemlerin riskini azaltmak için tüketilebilir.

Beyin Fonksiyonları: Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) tarafından yapılan bir araştırmaya göre probiyotik gıdalar beyin fonksiyonlarını geliştiriyor.

Yoğurdun Besin Değeri
100 gr yağsız yoğurt;

  • 56 kalori
  • 2 mg kolesterol
  • 8 gr karbonhidrat
  • 8 gr şeker
  • 0.9 mg C vitamini
  • 0.2 mg riboflavin
  • 0.1 gr niasin
  • 0.1 mg B6 vitamini
  • 12 mcg folat
  • 0.6 mg B12 vitamini
  • 199 mg kalsiyum
  • 0.1 mg demir
  • 19 mg magnezyum
  • 157 mg fosfor
  • 255 mg potasyum
  • 77 mg sodyum
  • 1 mg çinko
  • 1 mg omega 3 yağ asidi
  • 4 mg omega 6 yağ asidi içerir.


Ayı Yağının Faydaları Nelerdir?

Ayı Yağı, günümüzde kullanım alanı pek bulunmamaktadır. Bu yağın kullanımı genellikle eski zamanlarda çok yoğundur. İnsanlar bu yağı genellikle deri yoluyla kullanırdı. Fakat yinede ağız yoluyla tüketenlerde vardır. Dinimiz yönünden bu hayvanın eti ya da sütü yenilmesi haramdır. Bu nedenle günümüzde çoğu insanın bu nedenden dolayı tüketmekten çekindiği bu yağ ağrıların giderilmesinde eskilerin en gelişmiş tıp idi. 

Osmanlı zamanında yaralar üzerine sürülerek sarılan bu yağın çok büyük etkisi olduğu söylenmiştir. Aynı zamanda bu yağ eskilerde İngiltere'de boyunda gerçekleşen iltihaplanmalardan dolayı kullanılırdı. Ayının iç organlarından elde edilen bu yağ katı bir görünüme sahiptir. Dinimizce bu yağın ağızdan alınması haramdır. Fakat ölüm gibi kayıplar varsa bu yağ ağızdan da kullanılabilir.

Ayı yağı yumuşatıcı ve gevşetici etkisi çok fazladır. Bu nedenle ağrının olduğu bölgelere sürülerek temiz bir bandaj yardımı ile sarmak, ağrıların kısa sürede geçmesini sağlayacaktır. Bu yağ sürülmeden önce bölgenin temiz bir şekilde silinmesi ve gerekirse bakterilerden arınması için yıkanması gerekmektedir.

İnsanların büyük sorunlarından olan sedef hastalığı olan kişiler bu yağı ciltlerine masaj yaparak yedirmeleri sureti ile kullanabilirler. Bu yağ bu hastalıkta da kendisini göstermektedir. 

Ayı yağı kel bölgelerde etkili olabilir. Irsi olarak dökülüp kelleşmiş bölgelerde etkisi daha az görülen ayı yağı, saç olmayan bölgelerde saçın çıkması için etkiler gösterir. Bu sorun birçok insanın sorunudur. Öyle ki bu insanlar çözümü tıbbi tedavilerde aramaktadır. Bu yağın kel bölgelerde en azından denenmesi ısrarla önerilir. 

Bu yağ nasıl saçı çıkarır? diye merak eden insanlara şöyle açıklayabiliriz: Kel bölgeye masaj gibi sürülen bu yağ deri yoluyla emilir ve kıl gözeneklerinden girer. Yağın kıl köklerini genişleterek ve saç köklerinin büyüme fazını hızlandıran bir etkisi vardır. Bu ilacı uzun süreler kullanmazsanız etkisini görmeyebilirsiniz. Bu nedenledir ki ayı yağını uzun süreler kullanın böylelikle sizlerde etkisini hızlı ve iyi şekilde göreceksiniz. 

Ayı yağı aslında doğal bir ilaç niteliği taşımaktadır ve birçok tıbbi ilaçtan daha çok etki göstererek kendisini kanıtlamaktadır ama en çok yumuşatıcı etkisiyle ortaya çıkmaktadır.

Ayı Yağı

Tıp biliminin gelişmesi ile birlikte yeni yeni birçok kimyasal ilaçlar çıkarılmaktadır. Bu ilaçlar bir yerden insan vücuduna fayda verirken diğer yerden diğer organlarınıza zarar vermektedir. Hiç düşündünüz mü yuttuğunuz bir ağrı kesicinin bile diğer organlarınıza ne kadar zahmet vererek ayrıştığını. Bu nedenle her zaman ilk tercihiniz bitkisel ve doğal ilaçlar olsun. Bitkisel ilaçlar kişi vücuduna yanlış kullanım gerçekleşmediği sürece zarar vermez. Yinede istisnalar vardır tabi ki. 

Örneğin bazı bitkilere alerjisi olan insanlar ya da sürekli olarak tıbbi ilaç kullanan insanlar. Sürekli tıbbi ilaç kullanan insanların öncelikle doktor tavsiyelerini almalarında fayda vardır. Ayı yağını elde etmek için güvendiğiniz ve bildiğiniz yerlerden temin edin. Dışarıda satılan ve içinde ne olduğu bellisiz yağlardan uzak tutun. Son olarak söylemek istediğim şey bu yağı hamilelerin ve çocukların kullanımında öncelikle bir doktor bilgisi alarak yapın. Aksi halde bazı yan etkiler ve olumsuz durumlarla karşılaşabilirsiniz.

24 Eylül 2017 Pazar

SICAKTA NEDEN TERLERİZ?

Terleme, sıcak ortamlarda ve spor gibi güç esnasında vücudun ısısını düzenlemek için oluşturduğu fizyolojik bir olay. Maksat harareti yükselmiş vücudu soğutmak. Şofbenlerdeki termostat gibi ısı yükselince vücudun termostatı devreye giriyor ki buna 'sempatik sistem' deniyor, terleme başlıyor, ısı düşüyor.

Vücutta beş milyon kadar ter bezi bulunuyor. Her noktada mevcut fakat sırt, koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanında daha çoklar.

Ter bezleri ısı değişikleri nedeniyle yüz ve üst bedende, zihinsel nedenlerle (utanma, korkma, stres) avuç içi ve ayak tabanlarında, acı ve baharatlı yiyecekler nedeniyle dudak üstleri veya saçlı deri gibi bölgelerde uyarılarak terlemeye neden olurlar.

Sağlık-Tıp İle İlgili İlginç Bilgiler


  • 1800'lü yıllarda anne sütü bebek yaralarına dökülürdü. Bebeklerde her şeyi iyileştireceğine inanılıyordu.
  • A Vitemini İçeren Meyveler Ve Sebzeler Göz Sağlığına Çok İyi Geldiği Gibi,göz Ameliyatlarında Bile A Vitamini Kullanılır.
  • Adli tıp uzmanları bir tek saç telinden insanın yaşını, cinsiyetini ve ırkını saptayabilirler.
  • Ağlamanın İnsanın Hem Beden Hem Ruh Sağlığı İçin Çok Faydalı Olduğunu Biliyor Muydunuz?
  • Ağlayan Kişilerde Göz Kuruluğu Şikayeti Görülmüyor. Göz Kuruluğunu Önlüyor.
  • Ağladığınızda Herkes Başınıza Toplandığında Ne Kadar Sevildiğinizi Anlar Kendinizi Güvende Hissedersiniz.
  • Ameliyat sırasında bazen büyük miktarda kana ihtiyaç duyulabilir. 1970'de Chicago'da açık kalp ameliyatına giren 50 yaşındaki bir hemofili hastası 1080 litre kana ihtiyaç duymuştur.
  • Aşı aslında hastalığın takendisidir . Ne aşısı olacaksanız o hastalığın mikropları hafif dozda sıvı hale getirilip vücuda aktarılır . Bu sayede bağışıklık sisteminiz o hastalığı tanır ve hasta olmamanızı sağlar...
  • Ateşiniz Çıkınca Ilık Su İçmek Çok Yararlıdır.
  • Balonlu ambalajları patlatmanın, stresi azaltıp kişiyi rahatlattığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  • Bilgisayara Bakmak Gozleri Bozmaz Yorar.
  • Bir Bardak Kolanın İçinde Tam 48 Küp Şeker Vardır.
  • Böbreklerimiz her 10-20 dakikada bir vücuttaki tüm kanı süzer. Bu işlem günde 100-150 defa tekrar edilir. Bir günde yaklaşık 500L kan süzülür ve 1,5L idrar oluşturulur. Buna göre de hayatımızda ortalama 45.000L idrar üretilir.
  • Çoğu insan C Vitamini’nin soğuk algınlığı için etkili bir tedavi olduğunu söyler. Ancak uzmanlar C Vitamini’nin böyle bir etkiye sahip olduğuna dair elde bir kanıt bulunmadığını açıklamışlardır.
  • Dış görünüş, kişisel özellikler, ilgi ve yeteneklerimizden bazıları başka insanların özellikleriyle benzerlik gösterebilir. Bilimsel çalışmalar her bireyi diğerlerinden farklı kılan özellikleri olduğunu ortaya koymuştur. Parmak izi, ayak izi, dil izi, göz retinası.
  • Dişçiler Diş Fırçalarının Tuvaletten En Az İki Metre Uzakta Tutulmasını Tavsiye Ediyorlar, Sıçrama Nedeniyle Havaya Karışan Partiküllerden Fırçanızın Korunması İçin.
  • Dişinizi muz kabuğunun iç tarafıyla ovalarsanız dişleriniz beyazlar.
  • Dünyada obezite sorunu yaşayan kişilerin sayısı, açlık sınırında olanların sayısından daha fazladır.
  • Dünya'nın ilk başarılı rahim nakli gerçekleştirilen kadın 2013 senesinde hamile kalmıştır.
  • Ebeveynler çocuklarına şeker yedirmenin onlarda hiperaktiviteye neden olduğunu ileri sürer. Fakat durum böyle değildir. Yapılan araştırmalar sonucu şekerin hiperaktiviteye neden olmadığı ortaya konmuştur.
  • Eğer Çok Şiddetli Hapşırırsan, Kaburgalarından Birini Kırabilirsin.
  • Eğer Sıkıntılı Zamanlarda İştahı Açılıp Çok Yemek Yiyenlerdenseniz Ağlamak Buna Da Çare Oluyor. Ağlayan Kişiler Daha Az Yemek Yiyor.
  • Gece Uyuyamıyor Musunuz? Kampa Gidin. Çünkü Araştırmalara Göre Kampa Gittiğinizde Tamamen Doğada Olacağınız Ve Her Türlü Elektronik, Manyetik Alanlardan Uzakta Kalacağınız İçin Vücudunuz Biyolojik Saatinizi Yeniden Düzenleyecektir.
  • Gülmek, Müzik dinlemek, Çikolata yemek kanıtlanmış doğal ağrı kesicilerdir.
  • Gün İçinde Uyuyacağınız 1 Saatlik Uyku, 4 Saatlik Gece Uykusuna Bedeldir.
  • Günlük aldığınız kalori, harcadığınız kalori miktarından 300 kalori eksik olursa, 1 hafta sonunda yaklaşık 600 gram yağ yakmış olursunuz.
  • Günümüzün En Çok Rastlanan Hastalığı Olan Stresten Ağlayarak Kurtulabilirsiniz. Ağlamak İnsanda Rahatlama İle Beraber Mutluluk Hormonu Salgılanmasını Sağlayarak Stresi Yok Eder.
  • Hapşırdığımız Zaman Kalbimizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlarımız Bir An İçin Durur.
  • Hapşırdığın Sırada Gözlerini Açık Tutmaya Çalışırsan, gözlerin Yerlerinden Fırlayabilir.
  • Hapşırmayı Engellemeye Çalışırsan, Başındaki Veya Boynundaki Damarlardan Birinin Yırtılabileceğini Ve Ölebileceğini Unutma.
  • Hayvansal Ve Bitkisel Kökenli Besinleri Aldığımızda Vücudunuz Güneş Işığını Kullanarak D Vitamini Üretebilir.güneş Işığını Az Alan Bölgelerde Yaşayan İnsanların, D Vitamini Bakımından Zengin Olan Yiyeceklerden Fazla Yemesi Gerekir.
  • Her Ayağımızda 1 Trilyon Bakteri Mevcuttur.
  • Her iki dakikada bir bir bebek dünyaya geliyor. 5000 bebekten birisi anüsü olmadan dünyaya geliyor.(Imperforate anus) doğuyor ve hastane ortamında anüs yapılması gerekiyor.
  • Her Yıl 26 Mart'ta Uluslar Arası Dünya Epilepsi Farkındalık Günü MOR GÜN Kutlanmaktadır , Doktorlar Ve Hastalar Dikkat Çekmek İçin Mor Giyinirler . . .
  • Ichthyosis adında bir hastalık vardır ki, yakalanan insanın derisi balık derisi gibi pul pul olmaktadır.
  • İnsan Daha Çok Oksijen Alabilmek Ve Vücudundaki Karbon Gazını Boşaltmak İçin Esner.
  • İnsan Uzun Süre Bir Böbrek Ve Bir Akciğerle, Midesiz, Dalaksız Yaşayabilir Ancak Karaciğersiz Bir Dakika Bile Yaşayamazlar.
  • İnsanın vücut ısısını en hızlı kafasının üşümesiyle kaybettiği sıklıkla ifade edilir. Fakat bu da bir efsanedir. Uzmanlar insanların pantolonsuz dışarı çıkmalarıyla başlıksız dışarı çıkmaları arasında bir fark olmadığını, vücut sıcaklıklarının aynı derecede düştüğünü söylemiştir.
  • Kadınlarda kalp krizi göğüs ağrısı olarak değil, mide bulantısı ve omuz ağrısı olarak kendini gösterir.
  • Kahve, çay vb. Sıcak içecekler tüketmek kendinizi güvende hissetmenizi sağlar.
  • Kan Emici Bağırsak Kurtları, Dünyada 700 Milyon İnsanda Var.
  • Karınca Köpek Gibi Koku Alma Özelliğine Sahiptir. Karınca Yumurtası Yağı Sivilceyi Tedavide Ve Bir Çok Tedavide Kullanılır.
  • Kaşların Görevi Gözü Nemden Korumaktır. Sıcak Ülkelerde Yaşayan İnsanlarda Daha Yoğun, Soğuk Ülkelerde Yaşayanlarda Daha Seyrek Kaş Bulunur.
  • Keçi Boynuzu Vücuttaki Radrasyonu Dışa Atar.
  • Ketçap 1830´lu yıllarda ilaç olarak satılırdı.
  • Limon Suyunun Konsantırasyonu Sağladığı Bilinmektedir.
  • Lösemi, Kan Hücrelerinin Özellikle De Akyuvarların Normalin Üzerinde Çoğalması İle Kendini Gösteren Bir Kanser Türüdür.
  • Mavi renk stresi azaltır. Uzun süre vakit geçirdiğiniz alana mavi eşyalar koyun.
  • Mide Pişmiş Yemekleri Çiğ Yiyeceklerden Daha Kolay Hazmeder.
  • Parlak Işıkla Çekilen Bir Fotoğrafta Eğer Sadece Bir Gözünüz Kırmızı Çıkıyorsa Göz Kanserine Yakalanmış Olma Riskiniz Yüksektir.
  • Psikologlara Göre Yalnızlık Hissi, Kimse Sizi Takmadığından Değil, İlgisini Beklediğiniz Kişi Sizi Hiç Takmadığından Oluşur.
  • Sağ Elini Kullanan İnsanlar Sol Elini Kullananlara Göre Ortalama Dokuz Yıl Daha Fazla Yaşıyorlar.
  • Sakız Çiğnemek İnsan Beynini Daha Çok Çalıştırır Yani Sakız Çiğnemek Faydalıdır.
  • Sinir Hücreleri Üreyemezler Yani Zarar Gören Sinir Hücreleri Üreyip Yenilenemez O Nedenle Yaşlılıkta Sinir Sistemi İyice Zayıflamış Olur.
  • Şarjınız Azken Telefonla Konuşmamaya Çalışın. Düşük Bataryalı Telefonlar Normalden 1000 Katı Fazla Radyasyon Yayıyor.
  • Şeker Hastalığını Tedavi Etmek İçin Kullanılan İnsülin Domuzlardan Ve Koyunlardan Elde Edilmektedir.
  • Şuan Gözlerinizi Kapayın Ve 5'e Kadar Sayın.Gözlerinizi Açtığınızda 1300 İnsan Hayatta Olmayacak. Hayatımızın Ve Hayatımızdakilerin Kıymetini Bilelim..
  • Tek yumurta ikizi olan iki kadın, tek yumurta ikizi olan iki erkekle evlenip çocuk yaparlarsa, çocukları genetik olarak kardeş olacaktır.
  • Uzun süre haşlanan yumurta uzun zamanda öğütüleceği için vücudun harcadığı enerji miktarı yumurtadan daha fazladır. Haşlanmış yumurta bu yüzden çok iyi bir diyet yemeğidir.
  • Üzüldüğünde Ağlayan Kişilerde Kalp Damarları Açılır. Gözyaşı Döktüğümüzde Kalp Daha Az Sıkışır Ve Kalp Hastalıkları Riski Azalır.
  • Üzgün Olduğu Zamanlarda Ağlayan İnsanlar Rahatlar Ve Daha Rahat Uyurlar.
  • Üzüntülü Zamanlarda Tansiyonu Çıkan Kişiler Ağladığında Tansiyonlar Normale Döner. Böylece Ağlamak Tansiyona Bile İyi Gelmiş Oluyor.
  • Yapılan araştırmalara göre hamileliğinde horlayan kadınlar daha küçük bebeklere sahip olurlar.
  • Yapılan bir deney sonucunda sigara içindeki katran maddesinin bir farenin sırtına sürüldükten sonra farenin sırtındaki o bölgede kanser oluşmuştur.
  • Yatmadan önce 1 bardak su içmek; beyin kanaması ve kalp krizini önler.
  • Yediğimiz Bir Besinin Ağzımızdan Midemize Gitmesi 7 Saniye Sürer.
  • Yemekten Sonra Meyve Yemek Alkol Tüketmek Gibi Etki Yapar.
  • Yeni kesilmiş soğanı arının soktuğu yere sürerseniz ağrıyı alır ve şişmesini önler.
  • Zeki İnsanların Uykusuzluk Sorunları Vardır.


İnsanın Kulağı Neden Çınlar.!

Alkol alınca kulaklar neden çınlar
Kafa gürültüsü veya kulaklardaki çınlama (tinitus) yaygın görülür Tinitus Latince ’çınlamak’ anlamındaki tinnire’den gelmektedir Tinitus hastalık değildir Bir dizi sağlık sorununun neden olabildiği bir semptomdur Tinitus yaşla bağlantılı işitme kaybı veya kulak yaralanmasının sonucu olabilir ya da dolaşım sisteminizdeki bir hastalığın göstergesi de olabilir Çoğu insan tinitusu denetim altına alarak veya altında yatan nedenleri tedavi ederek semptomlarının zaman içerisinde iyileştirilebileceğini bulmuştur Tinitusun yarattığı ses rahatsız edici olabilse de hastalığın ciddi bir sorunun uyarısı olmasına ender rastlanır

Bulgu ve Belirtiler
Tinitus hiçbir dış ses olmadığı zaman kulağınızda sesler duymaya dair sinir bozucu bir hissi beraberinde getirir Belirtileri ve bulguları şunlardır: • Kulağınızda çınlama vızıltı ıslık veya tıslama sesi • İşitme kaybı Gürültü ton açısından alçak sesle kükremeden yüksek sesle çığlık atmaya kadar farklılık gösterebilir Bazı durumlarda ses o kadar yüksek olabilir ki düzgün biçimde konsantre olma veya duyma yetinizi etkileyebilir Kulak kirinin birikmesi tinitusu kötüleştirebilir Kulak kanalınızda fazla pislik olması dış sesleri duyma ve iç sesleri büyütme yetinizi azaltabilir

Sebepleri
İç kulağınızın içerisinde binlerce işitme hücresi bir elektrik yükü taşır Mikroskobik kıllar her duyu hücresinin yüzeyinde bir kenar oluşturur Bu kıllar sağlıklı olduğu zaman ses dalgalarının basıncına uygun olarak hareket eder Hareket bu hücreleri tetikleyerek işitme hücresi aracılığıyla elektrik boşaltmalarını sağlar Beyniniz bu sinyalleri ses olarak yorumlar
Eğer iç kulağınızın içindeki ince kıllar bükülür veya koparsa sürekli bir hareketlilik halinde rastgele hareket eder Yüklerini elde tutamayan işitme hücreleri beyninize rastgele elektrik itkilerini gürültü olarak ’sızdırır’

İç kulağınız içerisindeki işitme hücrelerinde meydana gelen hasar en yaygın olarak aşağıdakilerden ileri gelir:
• Yaşla ilgili duyma yitimi (presbikuz) Bu süreç genellikle 60 yaş civarında başlar
• İç kulağınızda travmadan ötürü hasar Duyma yetinizde meydana gelen bu aşınma uzun süre boyunca yüksek sese aşırı derecede maruz kalmadan ileri gelebilir Traktörler elektrikli testereler ve silahlar gürültü ile ilgili duyma yitiminin yaygın nedenleridir

Tinitusun diğer nedenleri arasında şunlar olabilir:
Bazı ilaçların uzun vadeli olarak kullanılması Yüksek dozlarda kullanılan aspirin ve belirli antibiyotik türleri iç kulak hücrelerini etkileyebilir Çoğu zaman bu ilaçları almayı bıraktığınızda istenmeyen gürültü kaybolur
Kulak kemiklerinde değişiklikler Orta kulağınızdaki kemiklerin sertleşmesi (otoskleroz) işitme yetinizi etkileyebilir
• Yaralanma Başınızda veya boynunuzda meydana gelen travma iç kulağınızda hasara neden olabilir

Dıştan gelen bir kaynak yerine kan damarları sisteminizdeki belirli rahatsızlıklar da kulakta baş gösteren tinitusa (pulsatile tinnitus) neden olabilir Bunlar:
• Ateroskleroz Yaşın ilerlemesi ve kolesterolün diğer yağ birikintilerinin artması ile birlikte orta ve iç kulağınıza yakın olan büyük kan damarları her kalp atışında hafifçe bükülme veya genişleme yetisi anlamına gelen elastikiyetlerinin bir kısmını kaybeder Bu da kan akışının daha güçlü zaman zaman daha çalkantılı hale gelmesine neden olarak kulağınızın vuruşları tespit etmesini daha kolay kılar
Yüksek kan basıncı Hipertansiyon ve stres alkol ve kafein gibi tansiyonu yükselten faktörler sesi daha da fark edilebilir hale getirebilir Başınızın konumunu değiştirmek genellikle sesin kaybolmasına neden olur
Çalkantılı kan akışı Şah damarında veya boyun atardamarında daralma ya da bükülme olması kan akışının çalkantılı olmasına ve kafada gürültüye neden olabilir
Kılcal hücrelerin kötü oluşumu Atardamarlar ile damarlar arasındaki bağlantılarda oluşan ve A-V kötü oluşumu adı verilen bir rahatsızlık kafada gürültüye neden olabilir
• Baş ve boyun tümörleri Tinitus başta veya boyundaki bir tümörün semptomu olabilir
Çoğu tinitus vakası zararlı değildir Öte yandan eğer tinitus devamlı hale gelir ya da daha da kötüleşirse veya işitme kaybı ya da baş dönmesi yaşarsanız doktorunuza görünün Doktorunuz gürültüyü azaltabilecek tedaviler ve gürültü ile daha iyi başa çıkmanıza yardımcı olacak teknikler önerebilir Eğer yaşla ilgili duyma yitimi olası bir nedeni değilse tek kulakta aynı anda meydana gelen tinitus ve işitme kaybının nedeni yaralanma nedeniyle iç kulağınızdaki bir sinirin zarar görmesinden ötürü olabilir ve doktorunuz tarafından değerlendirilmesi gerekir
Doktorunuzla birlikte belirtileri ve semptomları ne zaman başladıklarını ciddiyetlerini ve bunları neyin daha kötü hale getirebileceğini tartışabilirsiniz Doktorunuz için yararlı olan başka bir şey de yüksek tansiyon ve herhangi bir ilaç alıp almadığınız gibi diğer tıbbi rahatsızlıklarınızla ilgili bilgilerdir
Doktorunuz ayrıca kulağınızda pislik birikmesinin kulaklarınızdaki çınlamada payı olup olmadığını da görmek amacıyla kulaklarınızı muayene edecektir Buna ek olarak doktorunuz başınızın ve boynunuzun kulak etrafındaki bölümü üzerinde stetoskop ile ses dinleme girişiminde bulunacaktır Eğer iç kulağınızdaki hasar tinitusunuzun nedeni ise sizde öznel tinitus olabilir yani bunu sadece siz duyabilmektesinizdir Ancak doktorunuz damarlarla ilgili bir rahatsızlıktan ileri gelen sesler duyabiliyorsa nesnel veya pulsatil tinitus hastasısınız demektir

Öneriler
Bazen tinitusun semptomları zaman içerisinde iyileşir İyileşme sadece fiziksel değişikliklerin sonucu değildir ;çünkü kulaklarınızda meydana gelen her türlü hasar kalıcıdır ve geri dönülemez Bunun yerine birçok insan semptomları azaltmak için ayarlamalar yapmayı öğrenmektedir

Gürültünün şiddetini azaltmak ve buna olan direncinizi artırmak için şu teknikleri deneyin:
• Olası tahrik edicilerden kaçının Tinitus; yüksek sesler nikotin kafein kinin içeren maden suyu (sıtmayı tedavi etmek için kullanılan maddenin aynısı) alkol ve aşırı dozda aspirin nedeniyle daha da kötü hale gelebilir Nikotin ve kafein kan damarlarınızı sıkıştırarak damarlarınız ve atardamarlarınız içerisinden olan kan akışı hızını artırır Alkol kanınızın kuvvetini özellikle iç kulak bölgesinde daha fazla kan akışına neden olarak artırır
• Gürültüyü perdeleyin Sakin bir ortamda bir vantilatör hafif bir müzik ve kısık seste dinlenen radyo tinitustan kaynaklanan sesin örtülmesine yardımcı olabilir Bazı insanlarda hoş bir ses çıkaran işitmeye yardımcı cihazlara benzer aygıtlar olan tinitus gizleyicileri işe yarayabilir
• İşitme yardımcı cihazı takın Eğer tinitusa işitme kaybı eşlik ediyorsa işitmeye yardımcı cihazlar dışarıdan gelen sesleri çoğaltarak tinitusun gürültüsünü daha az belirgin hale getirebilir

• Stresi kontrol altına alın Stres tinitusu daha kötü kılabilir İster rahatlama terapisi ister biyo-geribildirim isterse egzersiz aracılığı ile olsun stres yönetimi biraz rahatlama sağlayabilir. 

15 Haziran 2017 Perşembe

Badem'in Faydaları

Badem: (Echte Mandel / Amandie / Almond tree)
Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır.
- Acı Badem
- Tatlı Badem

Faydası :
* Badem, bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.
* Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar.
* Sütle içilirse mideyi kuvvetlendirir.
* Kabızlığı giderir.
* Nekahat devresini kısaltır.
* Böbrek mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir.
* Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
* Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır.
* Bademyağı kabızlığı giderir.
* Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır.
* Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder.
* Kulak ağrılarını dindirir.
* Yumurtayla karıştırılıp da, basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları giderir.

14 Haziran 2017 Çarşamba

Ayı sarımsağı (Allium ursinum)

İlkbahar müjdecilerinin en başta gelenlerinden biridir. Orman sarımsağı ve cadısoğanı isimleriyle de bilinir. Her ilkbahar, bize güneş ve sıcak için yeni bir umut getirir. İçimiz yine şenlenir, ilk yeşilliklerle sevinir ve bunların tümünün Yaradan'ın iyiliklerle dolu armağanları olduğunu düşünürüz. Bu yeni ve görkemli yeşillikle birlikte, bizler de, sağlık açısından hiçte küçümsenemeyecek derecede tazelik kazanabileceğimiz, bir doku yaşlanmasını yavaşlatma ve beden temizliği kürüne başlayabiliriz.

Ayısarımsakları, inci çiçeğininkini (Mayıs Çiçeği) andıran, neşter biçimindeki cilalanmış gibi parlayan taze yeşil yaprakları, saydam bir beyaz tabaka ile örtülü, uzunca bir soğandan çıkarlar. Üstünde beyaz çiçek yuvarlakları olan açık yeşil ve pürüzsüz sapı 30 cm kadar uzar. Ayısarımsağı, yalnızca bitkisel topraklı, nemli çayırlarda, gölgeli ve nemli dere kıyılarında, çalılıkların altında, yapraklı ağaç ormanlarına yetişir.

Bitki daha görülmeden, keskin sarımsak kokusu çevreye yayılır. Bu koku ona yabani sarımsak adını da kazandırmıştır ve gerek inci çiçeğinin yaprakları, gerekse zehirli güzçiğdemi veya acıçiğdem (Otlak Safranı-Colchicum autumnale) ile karıştırılmasını kesinlikle önlemiştir. İlkbaharda, tabanı nemli ormanlıklar ayısarımsağının taze ve yeşil yaprakları ile kaplanır. Nisanda, Mayısta ve bazen daha da erken yeşermeye başlar. Çiçekleri ise, ancak mayıs ortasında veya haziranda görülür.

Bitki, genellikle bildiğimiz sarımsağımızın özelliklerini paylaşır, ancak çok daha güçlüdür. Bu nedenle o, doku yaşlanmasını yavaşlatma kürü için vazgeçilemez bir bitkidir ve kronik deri hastalıklarına karşı da çok başarılıdır. Yapraklar kuruduklarında şifalı güçlerini yitirdiklerini için, taze bitki kullanımına önem verilmelidir. İnce kıyılarak, tereyağlı ekmeğin üstüne serpiştirilip yenebilir. Ayrıca, yine ince kıyılarak, aroma katkısı için çorbalara (kaynatılmadan ), haşlanmış patatesin üstüne ve maydanozla tamamlanan daha başka yemeklere kullanılabilir. Yapraklar, ıspanak veya salata gibi de hazırlanabilir. Fakat, miktar fazla tutulduğunda rahatsız edici bir tat oluşturduğu için, ıspanak gibi pişirilmek istenildiğinde ısırganotu ile karıştırılarak kullanılmalıdır

Bitkinin genç yaprakları nisan ve mayısta, yani çiçeklenmeden önce, soğanı ise yaz sonunda veya sonbaharda toplanır. Ayısarımsağı soğanı, aynen sarımsak gibi kullanılabilir. Mideleri duyarlı olan kişiler, yaprakları ve soğanı ince doğrayıp üstüne sıcak süt dökmeli, 1-2 saat beklettikten sonra, bu sıvıyı içmelidirler.

Bitkinin iyileştirici gücüne bütün bir yıl boyunca sahip olmak isteyenler ise, bir ayısarımsağı tentürü hazırlayabilirler. Bu tentürden her gün 10-12 damla, biraz suya karıştırılarak alınır. Bu damlalar, kusursuz bir zihin açıklığı kazanılmasına yardım eder, atardamar sertliğine karşı önlem yerine geçer.

Ayısarımsağı, sindirim sistemini çok olumlu etkiler. Aşırı ve kronik ishallerde, bunlar gaz ve kolik eşliğinde olsalar bile, oldukça etkili olabilir . Ayrıca, eğer bağırsak krampı veya yorgunluğu nedeniyle oluşmuşsa, kabızlıkta da çok başarılı sonuçlar verebilir.

Kurtlar ve hatta bağırsak solucanları, bir süre ayısarımsağı kullandıktan sonra yok olurlar. Bağırsakların çalışma randımanı artınca, yaşlı kişilerde görülen, hareketsizlikten veya bağırsakların doluluğundan kaynaklanan rahatsızlıklar da sona erer.

Mideden kaynaklanan kalp düzensizlikleri, uykusuzluk, aynı zamanda, atardamar sertliklerinin veya yüksek olan kan basıncının yol açtığı baş dönmesi, kafada basınç ve soluk alma düzensizlikleri de azalır, basınç fazlalığı zamanla normalleşir.

Ayısarımsağı şurubu, sürekli balgam çıkaran ve bu nedenle soluk alma zorluğu çeken yaşlı kişiler için de faydalı olan bir iksirdir. Kronikleşmiş öksürüklerde bile göğsü yumuşatabilir ve böylece, soluk alma zorluklarını ortadan kaldırır. Genellikle yaşlı kişilerde oluşan ödemlerde ve akciğer rahatsızlıklarında bu iyileştirici şurup başarıyla kullanılabilir.

Kullanılan taze yapraklar böbrekleri ve mesaneyi temizleyerek, idrar söktürür. Zor iyileşen yaralar, üstlerine taze bitki özsuyu sürüldüğünde hızla iyileşebilir. Bitki, kendisini özellikle sivilceli ciltlerde kanıtlamış bir kan temizleyicidir.

Ünlü herbalist Künzle, özellikle bu bitkiyi çok överdi: “O, tüm bedeni temizler, zararlı ve inatçı maddeleri dışarı atar, sağlıklı kan yaptırır, zehirli maddeleri öldürür ve dışarı atar. Oldum olası hastalıklı kişiler, liken hastaları, soluk benizliler, yılancık ve romatizma hastalığına yakalananlar, ayısarımsağına altın gibi saygı duymalıdırlar. Yeryüzündeki başka hiçbir bitki, midenin, bağırsakların ve kanın temizlenmesinde böylesine etkili değildir. Genç kişiler gül çardakları gibi çiçeklenecekler ve güneşin altındaki bir çam kozalağı gibi gelişeceklerdir."

Kullanım Biçimleri :
Aroma ve Baharat : Taze bitki yaprakları, maydanoz gibi doğranarak, tereyağlı ekmeğin, çorbaların, salataların ve et yemeklerinin üstüne serpiştirilir.
Ayısarımsağı Tentürü : İnce doğranmış yapraklar veya soğanlar, bir şişenin boğazına kadar gevşekçe doldurulur, üstüne, bitkileri aşacak miktarda, iyi kaliteli konyak eklenir ve 14 gün güneşte veya sıcak bir ortamda, arada bir çalkalanarak bekletilir ve sonunda süzülür. Günde 4 kere, biraz suyun içine 10-12 damla karıştırılarak alınır.
Ayısarımsağı Şurubu : Bir avuç dolusu ince kıyılmış bitki yaprağı, iki bardak dolusu beyaz şarap içinde kısaca kaynatılır, isteğe göre, bal veya reçelle tatlandırılır ve gün boyunca yudumlanarak içilir.

Acur Ekimi, Bakımı ve Faydaları

ACUR Cucumis Anguria (syn. C. Melo var flexuosus)
KÖKToprak yapısına bağlı olarak değişiklik gösterir,kıraç arazilerde derine gider, elverişli topraklarda yüzlek kalır.
GÖVDE1-2 m kadar uzayabilir. Başlangıçta otsu,yuvarlak kesitli sonradan selülozik bir yapı kazanıp köşeli görünüm alır.
YAPRAK
Kavun yaprakları gibi yuvarlak,kalp şeklinde veya beş köşeli olabilir. Uzun ve oluklu,tüylü, yaprak sapları vardır.

ÇİÇEKKavun çiçeğine ve kabakgillerin çiçeğine benzer.
MEYVEMeyveler 45-90 cm uzunlukte 2.5-7.5 cm gibi farklı çap uzunluk ve renklerdedir. Eğri, yuvarlak veya orak şeklinde olabilir. Renkleri gri-beyazdan koyu yeşile kadar değişir. Meyveler sertleşmeden hasat edilir ve değerlendirilir.
İklim İstekleri
Optimum çimlenme sıcaklığı 25-30 derecedir (min 15).
Yüksek sıcaklıkların çimlenme ve gelişim üzerine olumsuz etkileri vardır. Optimum gelişme sıcaklıkları 20-30 dereceler arasıdır.

Toprak İsteği
Geçirgen, su tutani, organik ve besin maddelerince zengin tınlı topraklarda iyi yetişir. Ağır topraklarda kök hastalıkları artarken,kumlu topraklarda sulama sorunu vardır.

Yetiştirme Şekli
EKİM
Doğrudan tohumla üretilir. Toprak hazırlığı ve ekim kavun karpuzda olduğu gibidir. Sıra arası ve üzeri değerleri:120-150x50-100 dür.Tohumlar ıslatılılır ve bir kaçı birlikte dikilir.

ÇAPALAMA
Her ocakta çepinle kaymak kırılır ve en iyi gelişen birkaç bitki bırakılır. 10-15 boya geldiklerindeyse boğazları doldurulur. Sıra araları dallarla dolana kadar makine ile işlenir ve yabancı ot temizliği yapılır.

GÜBRELEMEOrganik maddece zengin toprakları sever, çiftlik gübresi veya suni gübre verilir. Miktarı hafif bünyeli ve kıraç arazilerde artırılmalıdır, dekara 2-4 ton çiftlik gübresi, 3-6 kg azot, 4-6 kg fosfor ve 5-6 kg potasyum verilir.
OLGUNLUK,HASAT ve DEPOLAMA
Hasat meyveler sertleşmeden,belirli bir renk ve büyüklüğe gelinince yapılır. Hasat gecikirse çekirdek evi boşalır,tüyler azalır,çekirdek rengi değişir ve sertleşir. Hasat ya sabah erken **** akşam gün batımında meyve sapından kesilerek yapılır. Genellikle depolanmadan tüketilir, ama buzdolabında 1 hafta tutulabilir.

VERİMDekardan 1.5-2 ton ürün alınır. Ürün miktarı yetiştirme şartlarına, toprağa, iklime, bitki sıklığına ve çeşide bağlıdır.
TOHUM ÜRETİMİ
Tohumdan tohuma metoduyla tohum elde edilir. Tohum hasadı zamanına gelmiş meyveler oldukça büyük olurlar. Hasat edilen meyveler boylamasına kesilip tohumlar alınır ve yıkanır. Dekardan 10-15 kg tohum elde edilir.


Kaynak: Kültür Sebzeleri (Sebze Yetiştirme)
Yazar: Prof.Dr.Hüseyin Vural, Doç. Dr.Dursun Eşiyok, Yrd. Doç.Dr. İbrahim Dduman
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü 2000

Akköpekotu'nun Faydaları

Latince Adı: Marrubium
Diğer İsimleri: Bozot, Köpekayası
GENEL ÖZELLİKLERİ
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu bilinmeyen Marrubium cinsi köpekotlarının 15 kadar türü vardır. Bunlardan konumuzla ilgili olan Akköpekotu (M. vulgare) Avrupa, Akdeniz havzası ülkeleri ve Türkiyede görülmektedir. 60 cm. kadar boylanabilen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Dört köşe kesitli, tüylü ve dallara ayrılan yapılı gövdesi kirli beyaz renktedir. Gövde ve saplar üzerinde karşılıklı dizilmiş durumdaki kalp biçimli, üzerleri kırışıkmış gibi görünen yapraklarının kenarları dişli ve yaprak ucu yün gibi tüylerle örtülü olur. 

Bu yapraklar meyve gibi kokarlar. Bitkinin küçük beyaz çiçekleri, ikinci yılının yaz ortasından sonbahar başına kadar yaprak koltuklarında açar. Olgunlaşan çiçekleri 2 mm. uzunlukta gözyaşı biçimli ve koyu kahverengi, parlak görünüşlü tohumlar verir. Bol güneşli ve soğuk rüzgarlardan korunmalı yerleri seven akköpekotu, alkalik ve kuruca toprakları yeğler. Döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Bedene yararlı etkileri Eski Mısırlılar tarafmdan bilinen ve ünlü hekim Hipokrat tarafından övülen akköpekotu, uzun süreler öksürüğe karşı tek ilaç olarak kullanılmıştı. Bitkinin topraküstü kesimleri marrubin adlı madde ile uçucu yağ, yapışkan bitki sıvısı, tanen ve bolca C vitamini içerir. Bitkinin çiçekleri, balarılarını, bulunduğu bahçelere çekerken, yapraklarının demlendirilmesiyle elde edilen infüzyon, pompalara konularak ağaçlardaki yaprakçık bitine ve tabaklara konularak sineklere karşı yok edici olarak kullanılır. Bazı yerlerde köpekotunun kurutulmuş yaprakları baharat olarak kullanılmaktadır.

Etki ve Kullanım:
Akköpekotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• Terletici, balgam söktürücü, göğsü yumuşatıcı ve spazm çözücü etkileri vardır. Solunum yollarının mukozasını destekler. Bronş kaslarına gevşeme, ve rahatlık verir. Bütün bu etkileriyle öksürük, bronşit ve boğmaca gibi hastalıkların iyileştirilmesinde yararlı olur.
• Soğuk algınlığı belirtilerinin ilk görülüşünde alınması, nezle ve soğuk algınlığı durumunun kolay atlatılmasmı sağlar.
• Safra salgılarını artırır. Bu etkisiyle iştahsızlığı giderir, sindirimi kolaylaştırır.
• İdrar ve gaz söktürücüdür.
• Kalp yangılarını hafifletir.
• Kurt (solucan) düşürücü etkisi de vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere, akköpekotunun yaprakları ve çiçekli sapları yaz ortası ile sonbahar başı arasında, bitki çiçekli iken toplanıp 35 C dereceden sıcak olmayan gölge bir yerde özenle kurutulur. Kurutulmuş çiçek karışımından yarım 1/2-1 yemek kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suyun içine konulur. 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Akköpekotu aynı zamanda etkili bir yara iyileştiricidir.
Bunun için, 1 tatlı kaşığı doluşu kurumuş yaprak karışımı 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateşi kısılarak 10 -15 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyon soğutulup dıştan yaralara uygulanır.

Böbrek Kumuna Ne İyi Gelir

Böbrek Kumuna Ne İyi Gelir, Böbrek kumuna ne iyi gelir, konusuna geçmeden önce belirtmek gerekirse, böbrek kumları böbrek taşlarının ufak boyutlarındaki haline denir. Ve böbrek taşlarının yapmış olduğu, ani ağrıları ve sancıları böbrek kumları olan hastalarda çekmektedir. Bundan dolayı, oluşan bu kumların zamanla büyümemesi için günlük hayatımızda yediğimize ve içtiğimize dikkat etmeliyiz.

Aksi takdirde böbrek kumlarının çok büyümeden dökülmesini sağlamak yerine, böbrek kumları büyüyerek taş halini alır. Buda hastaları dahada yıpratarak cerrahi operasyonlara maruz bırakabilir. Peki böbrek kumlarına ne iyi gelir. Neler yapmalıyız veya nelere dikkat etmeliyiz.  Bunları ayrıntılı bir şekilde maddeler halinde sizler için sıralayacak olursak;

* Böbrek kumuna iyi gelen ve bir numaralı şifa kaynağı "su"dur. Evet bol bol su tüketmelisiniz. 

Böbrekler için neden bu kadar önemlidir su tüketmek. Örnek vererek açıklayacak olursak; böbreklerde oluşan kumlar, oksalat, fosfat, ürat ve sistin kristallerinin gibi kimyasal oluşumların böbreklerde erimeyerek katılaşması halinde bu kumlar oluşur. Bu oluşumların eriyebilmeleri ve ayrışmaları su ile gerçekleşir.

Yani örnek verecek günümüzde kullandığımız kimyasal ürün olan boyalarda çözülmesi için su katarız. Ne kadar çok su kullanırsak boyanın keskinliğini o kadar çok almış oluruz. Aynı mantık böbreklerde oluşan kimyasallar içinde geçerlidir. Ne kadar çok su içersek bu kumları o kadar çok ayrıştırıp idrar yoluyla böbreklerden atabiliriz. Bu tüketim minimum 3.5 litreyi bulmalı günlük tüketimde evet vermiş olduğumuz örnek ile suyun böbreklerde kum için ne kadar önemli olduğunu algılamışsınızdır.

* Bir diğeri doğal sıkılmış limon suyu, kereviz suyu, sıkılmış turp suyu tüketilmelidir. Günlük olarak bir bardak hazırlamış olduğunuz doğal suları tüketebilirsiniz.
* Lahana yaprağı; lahana yaprağını kaynatarak böbreğiniz üzerine sıcakken bastırınız. Çokta sıcak olması şart değildir. Soğumasını bekleyebilirsiniz Ilık bir şekilde olsa da olur.
* Avokado yaprağı; avokado yaprağını isterseniz suda kaynatarak isterseniz de bal ile karıştırıp tüketebilirsiniz imkanlarınız hangi duruma elverişli ise istediğiniz yöntemle kullanabilirsiniz. Avokado yaprağının böbrek kumlarının atılmasındaki faydası, mesane yollarını rahatlatarak kumların idrar yollarından atılmasını sağlar. Mesane yollarını rahatlattığı için kum atılırken çekmiş olduğunuz sancılanmalarınızı minimum seviye çeker.
* Bitkisel çayları tüketebilirsiniz. Bunlar, keten tohumu, menekşe ve gül çaylarını tüketerek böbrek kumlarını dökebilirsiniz.

Böbrek kumlarına iyi gelen ve herkesin evinde hazırlayabileceği bir diğer karışım ise; iki üç tane mısırın püskülü, avokado yaprağı, kiraz sapı ve lahana yaprağını bir buçuk litre kadar suda karıştırınız. Sonrasında kaynatarak süzünüz, Hazırlamış olduğunuz bu karışımı günde üç kereye kadar bir çay bardağı kadar tüketiniz.

Böbrek kumu olan hastaların dikkat etmesi ve yapması gereken bir diğer husus kesinlikle tuz tüketilmemesidir ve mümkün olduğunca böbreklerini sıcak tutmalıdır. Çünkü, tuz vücutta ve böbreklerde sıvı kaybına neden olur. Hazırlamış olduğunuz bitkisel karışımları kullanırken tuz kullanmasına dikkat etmediğiniz takdirde bu bitkisel karışımların hiçbir önemi kalmayabilir.

Ayrıca böbreklerinizin soğuk olması durumunda oluşan bu kumların ayrışması güç duruma düşebilir. Bundan dolayı sıcak tutmalısınız sıcak su torbası yardımıyla gerçekleştirebilirsiniz. Böylece hem sancılarınızı azaltır. Hemde kumların ayrışması için böbreklerde gerekli ortamı sağlayabilirsiniz.